GalatasaraySon Dakika

Türkgücü Münih tarih yazıyor: “Bize hiçbir yer dış saha değil”

Kulübün atletik mesulü, seyircili maçlara geçşehirdiğinde her stadyumda konut sahibi gibi oynayacakları düşüncesinde.Almanya’da Türkiye kökenli göçmenler tarafından kurulan ve geçmişte kadrosunda İlhan Mansız, Erhan Önal, Savaş Koç Küçük Savaş ve Cacau gibi adları bulunduran Türkgücü Münih, son dönemde üst üste yakaladığı başarılarla adından söz ettiriyor. Bu sezon yükseldiği Üçüncü Lig’de şimdiye kadar oynadığı üç maçta bozgun yüzü görmeyen Türkgücü, uzun yıllar Bundesliga’ya damga vuran Kaiserslautern’i yıkmayı başarırken geçen sezonun şampiyonu Bayern Münih 2 ile de birlikteye kaldı.

Kuşkusuz bir üst lige yeni yükselen her kulüp için etkileyici olabilecek bu başlangıç, tarihsel açıdan da önem taşıyor. Çünkü kulübün başarısı Almanya’da göçmenlerin kurduğu bir takımın ilk defa tamamen profesyonel düzeydeki bir ligde mücadele etmesi anlamına geliyor.

“Amacımız Şampiyonlar Ligi”

Türkiyeli göçmenlerce 1975 yılında kurulan Türkgücü Münih, Bavyera’ya da sıkı sıkıya bağlı. Takımın armasındaki Türk ve Bavyera sancakları da bunun en önemli işaretlerinden biri. Mottoları ise “Gelenekleri gözetmek, kültürleri birleştirmek”.

Almanya’daki yüzlerce göçmen kulüplerinden biri olan Türkgücü Münih, bunların arasında amatörden sıyrılıp profesyonel seviyede futbola yaklaşağabeylen tek takım.

Türkgücü’nden önce profesyonel ligde oynamaya en fazla yaklaşan “göçmen kulübü” Türkiyemspor Berlin olmuştu. Türkiyemspor Berlin, 1990-1991 sezonunda 2’nci Bundesliga’ya yükselmeye çok yaklaşsa da başaramamıştı. Almanya’da Üçüncü Lig, 2008 yılında tamamen profesyonel oldu.

Türkgücü Münih ise arkası arda üç sezon bir üst kümeye yükselerek Üçüncü Lig’e kadar çıktı.

Taraftarlarsa bu başarıyla kanaat etecek gibi görünmüyor. DW’ye mevzuşan Türkgücü taraftarı Haki, yakaladığu takımın başarısının devam etmesini beklediğini belirterek “Amacımız Bayern’den sonra Münih’te ikinci takım olmak ve bir gün Şampiyonlar Ligi’nde oynamak” diyor.

“Her dış sahada kendi sahasında oynuyormuş gibi”

Takımın Münih’teki Türkiye kökenliler için bir temsil oluşturması bir yana, yarattığı birliktelik duygusu futbol sahasının ötesinde bir tesire sahip. Kulüp ise Almanya’daki yaklaşık 3 milyon kökenlinin tamamını potansiyel dayanakçisi olarak görüyor ve ülke çapında dayanak toplayacağını umuyor.

Türkgücü Münih’in kadro planlamasından mesul olan Roman Plesche “Taraftarlar tekerrür maça katılabilirse tüm dış saha maçlarımızı kendi sahamızda oynuyor gibi olacağız. Nerede oynarsak oynayalım konut sahibi takımın taraftarlarından daha fazla Türk taraftarımız olacağını düşünüyorum. Bu, gerçekten eşsiz bir avantaj. Bizim de bu avantajı kullanmamız gerek” diyor.

Kulübün öne koyduğu bu kimliğinin oyuncular üzerinde de tesiri var. Takımda en uzun süre top koşturan futbolcu olan orta saha oyuncusu Ünal Tosun, “Münihliyim ama Türk kökenliyim” derken “Kulüple yüzde yüz özdeşleşebiliyorum. Bu mükemmel bir eşleşme” ifadesini kullanıyor.

Son yıllardaki kadro değişimi

Tosun’un kulübe katıldığı 2018 yılından önce Türkgücü Münih kadrolarında çok daha fazla Türkiye kökenli oyuncu görmek mümkündü. Ancak takımın kadrosu 2016 yılındaki yönetim değişikliğinin ardından yapılan transferlerle daha uluslararası bir hâl aldı. Kulübün adıyla kendini doğrudan özdeşleştirebilen Tosun gibi oyuncuların sayısı da giderek azaldı.

“Bu bir Türk kulübü. Ancak en önemlisi başarı. En başta bu geliyor” diyen Plesche, kadro oluştururken yeniden de mümkün mevki kulubün köklerine sadık kalmaya çalıştıklarını belirtiyor. Plesche, “Bir yanda Müller adında bir oyuncu, diğer yanda ise bir Türk veya bir Türk-Alman oyuncu varsa ve nitelikleri aynıysa, muhtemelen Türk oyuncuyla sözleşme imzalarız” diye ilave ediyor.

Taraftarlar da kulübün kimliğine, sahadaki oyuncuların kim olduğuna kıyasla daha fazla önem veriyor. “Türkgücü, Almanya’da bir Türk ulusal takımına sahip olmak gibi” diyen Haki “Şu anda çok fazla Türk oyuncumuz olmayabilir. Ama Fenerbahçe ve Galatasaray gibi kulüplere bakarsanız onların da çok Türk oyuncusu yok” değerlendirmesini yapıyor.

Elbette kadrodaki bu değişim, kulübün bütçe açısından büyümesiyle beraber geldi. Bu sezon 16 transfer yaptılar. Geçen sezona da eş sayıda transferle başlamışlardı. Yeni yüzlerin çoğu, geçmişte önemli profesyonel tecrübeleri olan oyuncular. Aldıkları ücretler de lig ortalamasının üzerinde. Türkgücü’nün şu anki kadrosunda bir dönem Türkiye A Ulusal takım forması da giyen Sercan Sararer ve Mircea Lucescu döneminde Ulusal Takım’a çağrılması tartışmalara neden olan Erol Alkan da bulunuyor.

Yapılan transferlerin finansörü ise kulubün Türkiye doğumlu başkanı Hasan Kıvran. Aynı zamanda bir yatırım yönetimi ajansı başkanı olan ve uzun süredir Almanya’da yaşayan Kıvran, 1980’li yıllarda Münih Türkgücü forması giymişti. Kıvran’ın kulüp başkanlığını devraldığı 2016 yılından beri 1 milyon eurodan fazla para harcadığı belirtiliyor.

Kıvran’ın verdiği dayanak Alman futbol liglerindeki 50+1 kaideınca tanımlanan sınırlar içinde olsa da kulüp üzerindeki ağır nüfuzu ve yaptığı büyük tüketmeler bazı tartışmaları da birliktesi getiriyor. “Başkan kulübü” olarak görülen Türkgücü Münih, Almanya’da taraftarların söz sahibi olduğu kulüp yapısının dışına çıkmakla eleştiriliyor.

Irkçı tepkiler

Almanya’da göçmenlerin kurduğu kulüplerin varlığı ya da başarıları bazı taraftarların başka açılardan da hoşuna gitmeyebiliyor.

Oyuncu Tosun, “Tek başına Türkgücü Münih adı ve göçmenler tarafından kurulan bu kulübün profesyonel seviyelere ulaşması, kutuplaştırıcı tesir yaratıyor. Kesinlikle dikkatler üzerimize çekildi” diyor.

Kulübün, oyuncularının ve taraftarlarının “Türkler” ya da bir tür Türk kimliğinin karikatürüne indirgendiği söylenebilir. Ancak amaçta yalnızca Türkler de yok. Güney Koreli orta saha oyuncusu Park Yi-young’un Türkgücü Münih’in son dış saha maçında, Waldhof Mannheim taraftarlarının ırkçı tacizlerine maruz kaldığı basına yansımıştı.

Aşırı sağcı örgüt “Üçüncü Yol” ırkçı bakış açısına göre Alman futbolunda yeri olmayan Türkgücü Münih’in profesyonel liglerde oynamasını protesto etmişti. Taraftar Haki, bu gidişatı, “Bunun vasati bir Alman için önemli olduğunu sanmıyorum. Ancak netlikle bu kadar yükselmemizden rahatsız olan bazı Almanlar var” diye açıklıyor.

Türkgücü Münih, taraftarlarına Alman cemiyeti açısından oldukça önemli olan bir çeşit temsil duygusu ve şerefi sağlıyor. İstenmeyen bir azınlık, kulübü ırkçı sebeplerle eleştirse de birçok futbol taraftarı, ülkenin profesyonel seviyeye yükselen ilk göçmen kulübünün neler yapabileceğini alakayla takip edecek.

Plesche de iyimser: “Bu ligde oynamaktan iftihar dinliyoruz. Güçlü bir takımımız olduğunu düşünüyorum ve bu seviyedeki bazı kulüplerin yakında karşılarına neyin çıkacağını göreceğini düşünüyorum.”

Türkgücü Münih’in motivasyonu yüksek. Kim öğrenir belki arkası arda dördüncü sezonda da bir üst lige çıkarlar.

Dave Braneck

© Deutsche Welle Türkçe

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı